Sign In
<img alt="" src="/haberler/HaberResimleri/250920181202069095272.jpg" style="BORDER: 0px solid; ">

 BABALAR ÇOCUKLARIYLA OYUN OYNAMASINI BİLMİYOR

 İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üy. Erhan Alabay ve Arş. Gör. Yüksel Kantekin’in gerçekleştirdiği araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya koydu...


 

<p style="text-align: justify;"><strong>İstanbul Aydın Üniversitesi&#39;nden Dr. Öğr. Üy. Erhan Alabay ve Arş. Gör. Yüksel Kantekin&#39;in gerçekleştirdiği araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Buna göre babaların büyük çoğunluğunun, çocuklarıyla nasıl oyun oynaması gerektiğini bilmediği ortaya çıktı.</strong></p><p style="text-align: justify;"><br/></p><p style="text-align: justify;">Araştırmayı İstanbul&#39;un çeşitli semtlerinde, farklı eğitim düzeyine sahip belirli sayıda baba ve çocukları üzerinden gerçekleştirdiklerini ifade eden <strong>İstanbul Aydın Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üy. Erhan Alabay</strong>, &quot;Bu babalarla çocuklarına oyun hamurlarını vererek oynamalarını istedik. Bu süreç kameraya alındı. Kamera görüntüleri bilimsel olarak farklı araştırmacılar tarafından bireysel olarak incelendi. Bu incelemelerde ilginç sonuçlara karşılaştık&quot; dedi.</p><p style="text-align: justify;"><br/></p><p style="text-align: justify;"><strong>&quot;EĞİTİM DÜZEYİ DE FARK ETMİYOR&quot;</strong></p><p style="text-align: justify;"><strong>Dr. Öğr. Üy. Alabay,</strong> sonuçları şöyle özetledi: &quot;Baba ile çocuğun birlikte oyuna başlama sürecinde babaların hiçbirinin oyuna başlarken çocuğu motive edici söz ve davranışta bulunmadığını gördük. Babaların yarısı çocuğun oyun fikrini almadan kendisi oyun sürecine başlıyor. Çocuğun fikrini soran babalar ise çoğunlukla almış olduğu fikirleri gerçekleştirmiyor. Oyun sürecinde baba kaynaklı engellere rastlanıyor Birçok defa oyunda babanın çocuktan çok daha fazla aktif olduğunu gördük. Bunun yanında, babaların en çok çocuğuyla oyun oynarken emir kipi ile konuştuğunu, fiziksel veya sözel müdahalede bulunduğunu, mükemmeliyetçilik beklentisinde olduğunu ve en kötüsü ise çocuğun oyun sürecinde yaptığı ürünleri beğenmediği sonucuyla karşılaştık. Üstelik bu verilerin, öğrenim durumuna göre değişmediğini gözlemledik. Üniversite mezunu babalar ile ilkokul mezunu babalar arasında hiçbir fark yok.&quot;</p><p style="text-align: justify;"><strong>BABA FİGÜRÜ ÖNEM KAZANIYOR</strong></p><p style="text-align: justify;">Son yıllarda babalık kimliği ve babaların çocuk yetiştirme konusundaki önemlerine ilişkin çalışma bulgularının çocuk gelişiminde babaların rolüne olan ilgiyi artırdığını ifade eden <strong>İstanbul Aydın Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Elemanı</strong> <strong>Arş. Gör. Yüksel Kantekin</strong> ise, &quot;Farklı araştırmalardan elde edilen bulgulara göre, çocuğun gelişiminde, babanın da anne kadar etkili ve önemli bir birey olduğu belirtiliyor. Bu sonuçlara paralel olarak babalık rolünün de toplumsal beklentiler açısından bir değişim içerisine girdiği malum. Özellikle 1990&#39;lı yıllardan itibaren araştırmacıların bu konuya olan ilgilerinde artış gözleniyor. ABD istatistiklerine göre, 2000 yılında toplam 60,1 milyon baba varken, 2007&#39;de 64,3 milyona, 2012&#39;de de bu sayı 70,1 milyona yükseldi. Tek başına çocuk yetiştiren bekar babaların sayıları da araştırıldığında, bu babaların sayısı son 10 yılda yüzde 60 artarak 1.96 milyona ulaştığı saptandı. Baba sayısının artması, toplumsal cinsiyet eşitliğinin kabul görmesi ve çocuğun gelişiminde babaların önemli bir rol aldığının farkındalığının artması gibi nedenlerden dolayı babaların da çocuk gelişiminde önemli olduğu toplum tarafından kabul edilmeye başlandı&quot; diye konuştu.</p><p style="text-align: justify;"><br/></p><p style="text-align: justify;"><strong>&quot;BABASIYLA ARASI İYİ OLAN ÇOCUK DAHA İYİ GELİŞİYOR&quot;</strong></p><p style="text-align: justify;"><strong>Arş. Gör. Kantekin</strong> babayla olumlu bir ilişkisi olan çocukların gelişiminin daya iyi seyrettiğini ifade ederek, şöyle devam etti: &quot;Son yıllarda yapılan araştırmalar incelendiğinde, baba-çocuk arasındaki olumlu etkileşiminin artmasıyla birlikte, çocuğun olumlu davranışlarında artış, alıcı dil ve ifade edici dil becerisinin olumlu yönde etkilenmeler, uyku kalitesinde artış, ergenliğe giriş zamanını normale yakınlaşması gibi olumlu durumların geliştiği tespit edildi. Bu doğrultuda, çocukların gelişimlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmeleri için, anne kadar baba figürüne, babalarıyla etkileşim içerisinde olmaya da ihtiyaçları olduğu sonucu bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir diyebiliriz.&quot;</p><p style="text-align: justify;"><br/></p><p style="text-align: justify;"><strong>BABALAR ÇOCUKLARIYLA NASIL OYNAMALI?</strong></p><p style="text-align: justify;">Alabay ve Kantekin, bir babanın çocuklarıyla oyun oynarken dikkat etmesi gereken noktaları ise şöyle sıraladı: &quot;Bir baba çocuğu ile oyun sürecine, muhakkak çocuğunu motive edici ve heyecanlandırıcı söz ve davranışla başlamalı. Oyuna başlamadan önce çocuğun fikrini alın. Çocuğun fikirlerine saygı gösterin ve o yönde oyun sürecine başlayın ve sürdürün. Oyun sürecinde ne çok aktif olun, ne de çok pasif kalın. Çocuğunuzla birlikte oyun oynarken oyun sürecini devam ettirmeye yönelik sorular sorun. Örneğin çocuğunuz küplerle bir bina inşa etmek istiyorsa, siz çocuğunuza &quot;Bu bina nasıl bir bina olacak peki?&quot; şeklinde sorular sorun. Mükemmeliyetçilikten kaçının. Unutmayın ki onların el becerileri bir yetişkin kadar değildir. Bu nedenle çok güzel yapmasını beklemeyin. Emin olun ki zaten çocuğunuzun yapmış olduğu ürün onun için en güzelidir. Bu nedenle yaptığı ürüne saygı gösterin ve beğenin. Oyun sürecini çocuğunuzun yönetmesine izin verin. Siz o oyunun içinde bir oyuncu olun. İşbirliği içinde oyunu sürdürün ama oyunun gidişatını çocuğunuz belirlesin. Oyunun belirli noktalarında çocuğunuz sizden yardım istiyorsa süreci ilerletmek için fikirler önerin. Çocuk için oyun oynamak en heyecanlı aktivitelerden birisidir. Bu nedenle çocuğunuz oyun içinde heyecanlanıp, duyguları sözlerine ve davranışlarına yansıyacaktır. Sizde onun bu duygularına karşılık verin. O heyecanlanıyorsa sizde bu durum karşısında heyecanlanın. Yani çocuğunuzun duygularına ayna olun. Ve son olarak unutmayın ki, çocuğun en önemli işi oyundur. Bu nedenle çocuğunuzun oyunlarını engellemeyin ve oyunlarına değer verin.&quot;</p>

Yayınlandı:
25.9.2018

Kategori:
Akademiden

Alt Kategori:
 

Birim:
Kurumsal İletişim Direk.

Departman:
 

 Yes